Astrodönüşüm

Haritanız potansiyellerle doludur. Potansiyellerinizi keşfedin.

GÜNCEL

DENİZLER TANRISI EVİNE DÖNÜYOR 

Neptün 23 Eylül 1846 yılında  Üranüsün yörüngesinden sapması ve bu sapmanın nedenlerinin araştırılması sırasında keşfedilmiştir.Neptün balık burcunun yönetici gezegenidir.Bir gezegenin en kuvvetli olduğu konum kendi yöneticisi olduğu burçta bulunduğu konumdur.

Neptün gezegeni  4 Nisan 2011 tarihinde giriş yaptığı balık burcundan, 5 Ağustos 2011 de Kova burcuna geri hareket yapacak ve 3 Şubat 2012 tarihinden itibaren 2025 yılı Mart ayına kadar Balık burcunda kalmaya devam edecektir. 2012-2025 yılları arası Balık burcunun verdiği kardeşlik, fedakarlık, sevgi temalarıyla; negatif yönüyle de ya da pozitif potansiyellerin kullanımının red edildiği kendimizi bilme yolunda adım atılmadığı,barışın sevginin es geçildiği durumlarda da kaosun oluştuğu kısacası Neptün’ün tüm özellikleri bir araya gelecektir. Neptün farkındalıkla ilişkilidir.

Balık burcu Koç burcu ile başlayan ekinoksun son burcudur. Bir devrenin sonudur. Ben merkezci durumdan evrensel olana açılmanın kapısıdır.

 Neptün enerji alanı bizi sadece mantal planın etkili olduğu düzlemden ayrılıp ruhsal alanın farkına vardığımız, maddi olanın haricinde manevi olan değerlerin de olduğu evrenle ruhsal dünyanın birlikteliğine götüren etkiler olarak ifade edilir.

Neptün simgesinin altındaki + işareti maddeyi (dünyayı), + nın üstünde bulunan uçları yukarı dönük yarım daire (ya da yay, ki Sirius’un simgesidir) ruhu simgeler.Madde alemini ruh alemine birleştiren ruh ve madde birliğini vurgulayan bir sembolizmi vardır. Bu anlamda tekamül ya da gelişme ve deneyim alanını temsil ettiği belirtilebilir.  Üç uçlu yaba sembolü kimi tradisyonlarda, üç uçlu asa, üçlü şimşek demeti, üç başaklı demet, üç uçlu taç, üç tüy, üç ok olarak kullanılmıştır. Sembol kimi tradisyonlarda üç rakamıyla bazı anlamları paylaşırsa da esas olarak üç yıldızdan oluşan Sirius sisteminin sembolüdür. Dogonlar Sirius’un yörüngesi ile ilgili tasvirlerinde Sirius’u bu biçimde göstermişlerdir. Üç uçlu yaba ile tasvir edilen birçok  ilah varsa da en çok bilineni Grek mitolojisindeki Poseidon’dur. Kimi zaman Kendisinden “yer altında giden” sıfatıyla söz edilen Grekçe olmadığı için adının ne anlama geldiği tam anlamıyla bilinmeyen Poseidon Grek mitolojisinde ırmakların, okyanusların ilahı elindeki yaba ile Dünya sularına ve dalgalarına hükmeden, rüzgarlara hükmederek suları harekete geçiren, su üzerine yeni kara parçaları çıkaran ya da batıran bir ilah olarak betimlenir. Tacında üç nokta bulunan ve yarattığı atların üzerinde rol alan Poseidon’un üç uçlu yabadan başka diğer sembolü bir icra bakanı gibi çalışan yunustur. Neptün enerjisi güzelliğin en hassas noktalarını içeren sadece mantıkla hareket edilerek idrak edilmeyen bazı  zamanlarda karmaşık ve aldatmaya ya da aldanmaya meyil ettiren bir anlamda teşevvüş haline meyletmeye açık bir alan oluşturan, ruhsal açıdan hassas sezgileri ve insan bilincinin sınırsızlığını anlatır. Neptün etkisine pozitif ile negatifin dengelendiği nokta da denebilir. İki uca da gidilebilir, yaşam alanlarında karmaşayı da, ruhsal alanları daha iyi idrak ederek madde dünyasının uykuya sevk eden etkisinden sıyrılmayı  ve bizi kelepçelerle bağlamış olan etkilerin çözülmesini de sembolize edebilir.

Neptünün güneş etrafında 1 dönüşü 165 yıl sürer. Dünya maddi planı ifade eden semboldür. Nümerolojik olarak 165 sayısının 3 rakamına karşılık geldiği ve numerolojide Üç rakamının anlamının– Göğün, ruhsal olanın, ışığın, aktif ve eril prensibin sembolü ve  hiyerarşik bir yapı oluşturarak yayılan ilahi tesirin ilk kademedeki sayısal tezahürü olduğu görülür ki,bu anlatım neptünle benzer özellikler göstermektedir.

Bir dönemin sonuna geliyoruz, bu ana kadar ruhsal yanımız için ne gelişim sağladıysak ya da kendimizi bilme yolunda ne kadar emek verdiysek hangi enerjileri cezbettiysek neptün balığa geçtiğinde bu derecede açılmalar çözülmeler sağlanabilecektir. Birlik, sevgi, paylaşım ve manevi değerlerimiz ne yönde gelişti.? Sahte benliklerimiz üzerinde ne kadar çalışabildik, bugüne kadar uykuda mı kaldık, anda mı kaldık geçmişe takılı mı kaldık? Biz bu dünyaya neden geldik.? Bu dönemde bu tip soruları kendimize daha fazla sorabilir, manevi yardım alabiliriz. Bununla birlikte her doğumda olduğu gibi çok sancılı dönemler geçirebiliriz.. Ancak birliğin ortak lisanını bulmak için en verimli dönemleri yaşıyacağız.  Georges Ivanovitch Gurdjieff ‘’Birbirimizi anlayabilmemiz için ortak bir dil öğrenmemiz gerektiğini dünyadaki tüm insanların birbiriyle iletişim kurabileceği bir Evrensel Dilin mevcut olduğunu” söylemiştir. Ortak olan sözcükler midir.? ,Yoksa sözcüğün arkasındaki anlamlar mıdır.? Kişi anlayış seviyesine göre kullanılan sözcüğün gerisinde daha zengin veya daha yoksul fikirlere sahip olabilir. Yeni herhangi bir şeye yol açan deneyimlerin hepsi daha öncekilerden çok daha iyi bir deneyim yaşadığımızda gerçekleşir. Daha önce iyi olduğunu düşündüğümüz şeyler kaba görünür. Daha büyük anlam daha küçük olanı özümser. Bu bir anlamda ruhsal olan, daha yüksek tesirler tarafından ayartılmanın cezbedilmenin çözümüdür. Bu durum tekamül olarak ifade edilen gelişmenin bir anlatımıdır. Bu bize dünya okulunda şifa verecek, bizi iyileştirebilecek tek şeydir. Neptün’ün balığa geçişi ile birlikte ruhsal olanın evrensel birliğin farkına vararak manevi değerlerimizi ideallerimizi bu dünyaya gelirken verdiğimiz sözleri hatırlama imkanı bulabiliriz. Ancak Neptün’ün hem destekleyen hem de kaosu anlatan iki yönü vardır. Niyetimiz, insani özelliklerle fedakarlıkla yardımseverlikle kendini bilme anlama amacıyla yorulmadan çaba göstermekten geçiyorsa, maddecilikten sıyrılarak gölgelerimiz fark edip onları dönüştürmekten yanaysa; ruhsal olan, evrensel dil, evrensel sevgi ve yaratıcının tüm sevgi enerjisi hissedilerek bir olma hali görülebilecektir. Bunun karşısında olan ise kaosu yaşayacaktır. Eskilerin “ne ekerseniz onu biçersiniz” sözü Neptün’ün Balık burcundaki dönemini tarif etmektedir. Gül ektiysek kokulu güller elde ederiz. Soğan ekerek gül toplamayı düşünmek hayal aleminde kaybolmaktır. Neptün’ün Balık burcundaki dönemi bizler için bir anlamda kıyamet olarak da adlandırılabilir. Kıyamet gününde de insanlar yaptıklarıyla imtihan olmaktadır.

 Sembolizmde Balık ile ilgili olarak, yeryüzünde yeni bir devrenin başlamasının söz konusu olduğu bazı tradisyonlarda gemi sembolünün yerini almaktadır. Hint tradisyonunda bir devrenin bitiminde ve yeni bir devrenin başlangıcında ortaya çıkan yasa koyucu Manu’nun bineği Balık Vişnu’dur. Balık Vişnu’nun sırtında gelen Manu ile ilgili tradisyonda tufana yeni devrenin tohumu olacaklara ve efsanevi dağ Meru’ya deyinilir. Yeni bir devrenin tohumu olacaklara değinilen başka bir tradisyon da Dogon tradisyonudur. Dogon tradisyonunda Sirius yıldız sisteminden(üçlü yıldız sisteminin neptünün üçlü yabası ile benzerliğini hatırlayalım) inen gemi aynı zamanda bir balık biçiminde tasvir edilir. Aztek mitolojisinde yeryüzünün meydana gelişi bir balık ile ilişkilendirilir. Kimi tradisyonlarda balık sembolü yeryüzü ile öte alem arasındaki irtibatı temsil etmekte kullanılmıştır. Kelt tradisyonunda akışkan bir ortam olan suda yaşayan balık süptil planın sembolüdür. Zaten sembolizmde kullanılmasını sağlayan en önemli özelliği esir ve tesiri simgeleyen bir akışkan olan suda yaşıyor olması suda yol alabilmesidir. Su ortamında kara hayvanları gibi bir düzlemde hareket etmez. Dikey olarak yukarı ve dikey olarak aşağı rahatlıkla hareket edebilir. Yukarı hareket varlığın ruhsal planına gerçek evine hareketi, dikey olarak aşağı hareket de varlığın bedenlenmesi olarak değerlendirilmiştir.

Balık sembolü ruhçu terminolojisinde herhangi bir tesir kuşağında tatbikat yapma anlamına gelir. Sempatizasyon ve rezonans ilkesi gereğince bir varlık hangi düzeye yükselebilmiş, titreşimlerini hangi tesir kuşağına ayarlayabilmiş ya da uyumlandırabilmiş ise o tesir kuşağına sempatize olur. O tesir alanına bağlanır ve tatbikatını o tesir alanında sürdürür. Balık sembolü ayrıca yüksek ruhsal planlarla sürekli bir irtibat haline gelebilme ve o planlarla ya da o planlardan kaynaklanan tesirlerle özdeş hale gelme anlamını da taşımaktadır. İslami tradisyonda Musa peygamberin Yuşa peygamberle birlikte Hızır ile buluşma noktasında ölü bir balığın iki denizin birleştiyi noktada canlanarak suya atlaması da Neptünyen bazı özellikleri düşündürmektedir. (maddi ve ruhi planın bir araya gelmesi) Ayrıca balık sembolü vicdan realitesine ulaşan, yani vicdanının sesini dinleyerek hareket etmeyi alışkanlık haline getiren kişileri ifade etmektedir.

Sembolün bu anlatımı İsa peygamberin bir çok sözünde bulunmaktadır. İsa pek çok anlatımında diri sudan bahsetmiştir. Burada diri su vicdan sezgisini ve vicdan sezgisi tesir kuşağını balık ise bu tesir kuşağında tatbikat yapan vicdani insanı, sevgi insanını simgeler. Bu nedenle özellikle balık hristiyanlıkta sıkça kullanılan sembollerdendir.

Yaklaşık iki bin yıl önce Balık Çağı başlaması ve günümüzde sona ermesi nedeniyle Hıristiyanlığın Balık burcuna ait olduğu bilinmektedir. Balık burcu,su burucudur ve hıristiyanlıkta bebekler doğduğunda su ile vaftiz edilir.

Nun sözcüğü Arapça ve İbranicede balık ve balina anlamına gelir. Nun eski Mısırda ise içinde balıkların gemilerin kayıkların tasvir edildiği süptil okyanusun adıydı.

Neptün’ün balığa geçişinin bir ekinoksun sonu olduğunu belirtmiştik. Bu bir anlamda küçük bir devrenin sonu anlamına da gelmektedir. Devre sonları realitelerin değişim zamanıdır. Yeni realiteye geçiş sırasında herşeyin pozitif olumlu şenlik içinde geçmesini beklemek hayal aleminde gezinmek olacaktır. Bir değişime uyum sağlayarak değişimi dönüşümü gerçekleştirebiliriz. Buna hazır isek çaba ve emek var ise zorluklar yaşansa da uyum oluşacaktır. Bunun tersi durumunda ise bir ayıklanma süreci gelecektir. Sonsuz olan tekamül (gelişim, dönüşüm) yolunda bireysel ve toplumsal olarak şuur gelişimi devam etmektedir. Devre sonu olarak isimlendirilen bu devrede Maya takviminin de tamamlandığından bahsedilmesi tesadüf değildir. Bireysel ve toplumsal olarak bir şuur değişiminin ve yeni bir devre başlamanın sürecindeyiz. Aynı dünya okulunun öğrencileri olarak yapmamız gereken kendi üzerimizde ara vermeden çalışma yapmamızdır.  İrade gücümüzü geliştirmek Neptün’ün yanıltıcı yönü olarak tarif edilen etkisinden yalıtılmamızı sağlayabilecektir. İrade gücü isteklerimizin kapsamını belirlediğinden bu durum şuurlanmamızın başlangıcını da oluşturabilir. Ruh varlığı olarak madde alemindeki mevcudiyetimizin amacı irade gücünü artırmak ve şuurlanmak değil midir. Şuurlanmak bir anlamda uyanmak değilmidir.  Şuurlanmak bir anlamda aldığımız bilgilerin uygulanması sonucunda oluşan durumdur. Din uygulamalarında sevap ve günah olarak belirtilen konular aslında iradenin kullanımı ya da kullanılmaması sonucunda oluşan şuurlanma veya mekanik davranışa devam durumları değilmidir.

Sadıklar Planı Tebligatı’nın 132 nolu celsesinde “içine girilmiş olan son devre dilimi genel karakteri ile bir ayıklanmadır. Bu ayıklanmada bütün realiteler kendi gerçekliğini ispat için mücadele etmektedir. Her varlık kendi realitesinin doygunluğu içerisinde kalıncaya kadar her türlü teşebbüsü yapmakta hürdür. Kendi realitesinde tatmin olan varlık eğer bunu başarı ile neticelendirebilmişse muhakkak ki kendisine verilecek olan hayat düsturunu, gerçek hakiki bilgileri alacak ve üstün bir hayatın şuurlu bir varlığı olmayı hak etecektir. En mütebariz vasıf budur.” Demektedir.  134 nolu celsesinde ise  “Planetiniz normal evolüsyon (tekamül, gelişim) icaplarını yerine getire getire bir mesel yolu içerisinde hızla ilerlemektedir. Üzerinde enkarne olan varlıkların gerek kozmik mevkii gerek güneş sistemi olarak mevkii gerekse arzınızın maddesel olarak geçirdiği gelişimden dolayı derin teşevvüşler içerisinde bulunması da normaldir. Bu teşevvüşler her tekamül toplumunda vasatında kendine uygun bir şekilde yol aramakta ve teşevvüşün bitmesini ortadan kalkmasını sağlamak için mütemadiyen gayret göstermektedir. Yalnız bilgileri kifayet etmediği için mütemadiyen gayret gösterme semeresiz olmaktadır. Daima hareket halinde olmak yerine zamanında hareket halinde olmanın idrakine ulaşıldığı zaman pek büyük yollar kat etmek mümkün olacaktır. Faaliyet yani aksiyon hayatın mayasıdır.”

Buradan anlatılmak istenen bu dönemlerde devamlı bir farkındalık hali içinde bulunarak hareket etmek ve gelişmeyi sağlamaktır. Devre sonu dönemlerinde görülen sıkışıklık yanında devamlı olarak çaba göstermek ve tekamülü düşünerek kendi üzerinde çalışmak muhakkak meyvelerini verecektir. Neptün balık dönemi bu etkilerin belki de en yoğun hissedildiği madde ve ruhsal alemin birlik olduğu bir dönem olacaktır.

Neptün’ün sağlık astrolojisinde epifiz bezi ve sağ beyin ile ilişkilendirildiği görülmektedir. Epifiz bezi pineal ya da kozalaksı bez olarak nitelendirilir ve bedendeki taç şakranın karşılığıdır. Ruhsallığa bağlanma noktamız, aydınlanmanın merkezi olarak da isimlendirilir. Epifiz bezi uyku ve uyanıklık döngüsünü kontrol eder. Sembolik olarak dünyada uyanık olduğumuzu sandığımız anda aslında uykuda olduğumuzu belirten, uyanma hali ile birlikte yani bireysel kıyametimizi yaşadığımız durum ile ilgili olarak epifiz Neptün balık ilişkisi üzerinde düşünülmelidir. Epifiz bezi (neptün) aktive edildiğinde yaşlanma, kanser, bunama, stres ve hipertansiyon etkilerine karşı koruycu etki sağlandığı belirtilmiştir. Parkinson ve alzeimerdan korunmaya yardımcıdır. Şuurun maddi dünyadan çekilerek dinlenme (ve yenilenme) anına geçtiği zaman ve karanlıkta aktive olur. Yeni günün yani küçük yeni devrin başlangıcında en aktif halindedir. Ayrıca epifiz sağ ve sol beynin ortasındadır. Bir anlamda dengeleyicidir. Neptünün de devre sonu dediğimiz dönemde balık burcunda yer alması, ruhsal dünya ile maddi dünya arasında bağlantının artmasını, manevi değerlerin artmasını sağlaması da üzerinde düşünülmesi gereken bir konudur.

Bu dönemde epifizin karanlık gecede aktifleşip yeni günün başlangıcında maksimum seviyede olması ve birçok hastalığı şifalandırıcı etkisi Neptün’ün devre sonu denilen zor meşakkatli ve bireysel toplumsal karanlığı da içinde bulunduran bu dönemde gereklerini yerine getirdiğimizde bizi sabaha yani yeni devre ulaştıracaktır. Epifiz Neptün ilişkisi “yukarıda ne varsa aşağıda da aynısı vardır” hermetik ilkesini çok güzel bir şekilde açıklamaktadır.

Kuşkusuz Neptün’ün balık burcunda ilerlediği farklı tarih dönemleri olmuştur. Bu dönemlerde farklı kollektif gezegenlerin etkisiyle ve açılarıyla farklı değişimler yaşanmıştır. Mutlaka bu dönemler de kendi içinde incelenmeli ve yaşanmışlıkların bilgisi alınmalıdır.Benzer yerleşimler olduğundan dolayı

Neptünün balığa geçtiği 1520-1534 yıllarını incelersek o dönemde  plüton da bugün ki gibi oğlak burcundaydı.O dönemde  dini konularda yoğunlaşma ve çözülme görülmektedir. Katolik klisesinin katı yapısının ve papalığın yanında Protestanlığın hoşgörülü bir din olarak geliştiği görülmektedir.Martin Luther King bu olaylarda öncülük yapmıştır.

2012 döneminde ise Uranüsün Koç burcunda ilerlemesi ve plüton gezegenin uranüse kare açı yapması Koçtaki uranüsün yenilikçi başkaldıran doğası  plutonun kare açısıyla zorlayan ve bir anlamda sonuca ulaşmayı çabuklaştıran etkisi de hissedilecektir.

Sözün özünde denizler tanrısı poseidon evine geri dönmektedir.Yolu sevgiden geçen ,paylaşan ortak dil arayan tekamül yolcuları ruhsal birliğin ışığında her türlü zorluğu aşarak aydınlanırken ,ayıklanma dönemi de gözlenecektir.

Aydınlanmanın sırrı  aydınlığımızla gölgemizi biraraya getirip  aydınlık yönünde dönüştürmek dünya okulunun derslerini kavrayıp sevgiyle ve birleştirici bilgiyle tekamül etmekte yatıyor.

Şebnem Geylani Cebbaroğlu-30.07.2011

Yararlanılan Kaynaklar;

Gurdieff ve Ouspensky Öğretisi Üzerine Yorumlar Cilt 1-2-3- RM Yayınları

Devre Sonu-Ergun Arıkdal-RM Yayınları

Sadıklar Planı-RM Yayınları

Meta Ansiklopedi-Alpaslan Salt-Cem Çobanlı- RM Yayınları

Semboller Ansiklopedisi-Alpaslan Salt- RM Yayınları

Göklerin Bilgeliği-Hakan Kırkoğlu-DK

Dönüşüm Zamanı-Öner Döşer-Klan

 

www.astrodonusum.com Bu makalenin bütün hakları saklıdır.


Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.